Bulundugun yer
sbiletişim tarafından yazıldı

KESK DANIŞMA KURULUNDAN İZLENİMLER
KESK 4. Dönem 3. Danışma Kurulu Toplantısı 13-14 Şubat 2010 da Ankara’da yapıldı.
Açılış konuşmasında genel başkan Sami Evren daha çok, Cumhuriyet tarihi süresince yaşanan siyasal çalkantılar, bir türlü oluşamayan demokratik zemin, böylesi kaotik süreç boyunca emekçilerin sürekli yoksullaşması, darbelerle her geçen gün daha da emekçiler aleyhine gelişen sosyal koşullar, bunların yanı sıra yıllarca sürdürülen savaşın faturasının bu ülke emekçilerine ödettirilmesi, bunları yaparken bazen parlamenter yolların, bazen devlet içindeki yarı resmi örgütlenmelerin, bazen darbe süreçlerinin işletilerek ülkemizin olağan bir döneme bir türlü geçemediğini söyledi. Bu tersyüz gidişin son örneğinin TEKEL işçilerinin onurlu direnişiyle, 25 Kasım uyarı grevinin başarısıyla durdurulmaya çalışıldığını, her koşulda birlikte mücadelenin koşullarını yaratacaklarını söyledi.
Genel sekreter Emirali Şimşek, daha çok demokrasi ve barış talebinin önemini vurgulayan konuşmasını, bu talepleri demokrasi mücadelesiyle yükseltmek, sınıf kardeşliğinin buralardan yakalanması gerektiğini, yüzyıllarca süren acı ve gözyaşının ancak bu adımlarla durdurulacağını, tüm şoven kışkırtmalara karşın, Kürt ve Türk emekçilerinin hiçbir sorunu olmadığını, TEKEL eyleminin bunun en somut örneği olduğunu söyledi.
TEKEL işçileri adına bir temsilcinin yaptığı konuşma sık sık sloganlarla kesildi.
Kurul üyesi 90 konuşmacının adını yazdırdığı kurul çalışmasında, konuşma süresi ortalama 5 dakikayla sınırlandırılmasına rağmen usta hatipler çoğu kez bu süreyi aşarak konuşmalarını tamamladılar. Ağırlıklı olarak çok sıcak bir mücadele döneminden geçildiğini vurgulayan konuşmacılar, bu sürecin illere yayılması gerektiğini, şube çalışmalarının hem örgütlenme, hem TEKEL direnişi, hemde TİS süreci için şubelerin yoğun bir tempoyla yeniden işbaşı yapması gerektiği ifade edildi.
Ayrıca 8 Mart, 1 Mayıs, hazırlık ve planlama çalışmalarının bütünlüklü olarak yürütülmesi gerektiği, net somut hedeflerle yürünmesi gerektiği, 25 Kasım uyarı grevinin başarısının burada yattığı “sulandırılmamış, grev gibi grev” olduğu, TİS süreci için şubelerde daha “kararlı” olunması gerektiği sıkça vurgulanan başlıklardı.
Kürt sorununun, demokrasi sorunuyla koşut olduğunu söyleyen bir çok konuşmacı demokratik özgürlükçü bir sivil anayasa ile birçok sorunun aşılacağını, KESK in bu konuda da yeterli çabayı göstermesi gerektiği vurgulandı. 1. gün çalışmaları tamamlanırken kurulda alınan karar gereği topluca TEKEL işçileri ziyarete gidildi.
İkinci gün çalışmalarında birkaç konuşmacının KESK in TEKEL işçilerini yalnız bıraktığı, önderlik yapamadığı, erken genel kurula gidilmesi gerektiği eleştirileri, daha çok “muhalefet” görevinin yerine getirilmesi şeklinde algılandı. İkinci gün çalışması sırasında konuşma hakkını kullanan Eğitim Sen Genel Örgütlenme Sekreteri Mustafa ECEVİT konuşmasını özetle şöyle sürdürdü.
Değerli arkadaşlar,
Konuşmamı dün yapsaydım, dileklerimi ifade ederek başlayacaktım. İki günlük konuşmaların ardından tespitimi ifade ederek başlayacağım. Buradan yapılan konuşmalar her zamanki gibi dünün tekrarı ve bugünü parçalayıcı nitelikte oldu. Oysa ki söylemlerimiz yarını hazırlamalıydı. İhtiyacımız, sorumluluğumuz ve görevimiz yarını hazırlamaktır. O nedenle buradayız.
Tüm konuşmacılar bir tek konuda, AKP tespitinde ortaklaştı. 8 yıldır iktidar olan AKP’nin uygulamaları sorunları derinleştirdi. TEKEL işçileri tüm gücüyle direniyor. Ancak ifade edildiği gibi sınıf mücadelesi büyümüyor. Tersine devrimciler, yurtseverler, demokratlar Kızılay’a sıkıştılar. Ne dalga dalga sokak eylemleri , ne çalışanlar lehine yasal düzenleme, ne
de iktidar değişiminin ayak sesleri duyulmuyor. Öyleyse birbirimizi anlamalıyız.
Avrupa ve Dünyanın bir çok ülkesinde sosyalist, komünist partiler kendini yenilerken sosyal demokrat partilerle iktidara taşındılar. Ülkemizde de zaman zaman birbirimizi anladığımız dönemler oldu. 1991 seçimleri, 2003 Irak işgaline Türkiye^nin dahil edilmesine karşı sokakla parlementonun ortaklaşması, Kamu Yönetimi Yasa Tasarısına karşı ortak mücadele gibi. Bugünde sosyal politikalar ile demokratik haklar ve acilen iktidar değişimi konusunda ortaklaşmak üzere birbirimizi anlamak durumundayız. Çünkü 2008 krizinin derinliği ve sonuçları ortadadır. 1,5 milyon çalışan, işsiz kalmıştır. İşsizliğe ve yokluğa karşı acil önlemler alınmalıdır. Yine tez elden iş yasası başta olmak üzere çalışma alanını düzenleyen anti demokratik yasalar değişmeli, her çalışanın işe başladığında sendikaya üye olması yasal güvenceye bağlanmalıdır. İktidara yakın CHP’ne hiç bir pazarlık ve dayatma yapmadan işsizliğe, sendikalı çalışmaya, kamu çalışanlarının TİS hakkını kullanmalarına olanak tanınmasını, ülke yurttaşlarının şerefleriyle yaşamalarının güvenceye alınmasının takipçisi olacağımızı bildirmek yeterli olmalıdır. İktidarı ve yaşamı değiştireceğimizin umudunu yaratamazsak yarıın biraz daha eksilerek, daha çok tekrar yaparak zamanı tüketmiş oluruz.
Geçtğimiz yıl 29 Kasım mitingi, bir kaç ay önce 25 Kasım Grevi anlamlı olmuştur. Örgütün morali yükselmiş, güven gelmiştir. Ancak grevin etkileri umulan düzeyde üyeye dönüşmemiştir. Şube başkanlarımız bu dönem, üye hedeflerini burada belirtmeliydi. Örgüt nicel olarak büyümektedir. Büyüme ivmesini 15 mayısa kadar yükseltmeliyiz. Bunun için salonları doldurmak hedeflenmelidir. KESK, illerde, bölgelerde emek ve demokrasi güçleriyle şölenler düzenlemelidir. Genel Merkezler ve şubeler örgütlenme için işyeri faaliyetlerine aralıksız devam etmelidir. 25 Kasımla başlayan eylem birliğinin güç birliğine ve oradan örgütsel birliğe uzanacak yolun taşları döşenmelidir.
TİS talebimiz 25 kasım ekseninden sürdürülmelidir. 25 Kasım grevinde eylem birliği sağladığımız Kamu Sen’le 15 Mayıs öncesinde TİS yoksa toplu görüşmelerde yok deklerasyonu yayınlanmalıdır. Süreci işyerlerine taşımak için merkezi TİS teknik kurulu oluşturulmalı, işyerlerinde ortak TİS taleplerimiz hazırlanmalıdır.
Kamunun tasfiyesi sürecinde özelleştirilen kurum çalışanlarına getirilen 4/C gibi esnek ve sözleşmeli çalıştırmaya, güvencesizliğe ve kriz bahanesiyle yaşatılan işsizleştirmeyi dünya gündemine çıkarmak için ILO’ya “Dünya Çalışma Hakkı Günü” nü, KESK önermelidir. Ayrıca TEKEL işçileriyle enternasyonal dayanışma için ETUC yönetim kuruluna Türkiye’de toplanma çağrısı yapılmalıdır.
Genel bir toparlama ve eleştirilere yanıt veren Genel Başkan Evren’in konuşmasıyla iki günlük Danışma Kurulu sona erdi
(sbiletişim)