Bulundugun yer Anasayfa

 100. YILINDA 8 MART

Eylem ve etkinliklerle  toplumun bütün kesimlerini mücadelenin bir parçası olmaya çağıran   Eğitim Sen ve Eğitim Senli kadınlar  8 Martın 100. Yıl dönümünde de birlik mücadele  ve dayanışma  diyorlar

EĞİTİM SENLİ KADINLAR ..

İnsanlığın yarıdan fazlasını kadınlar oluşturmaktadır. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de insanlığın yarıdan fazlasını oluşturan kadınlar etken değildir. Yarısı edilgen olan toplumlardan doğru çözümler beklenemez. Kadınların edilgenliğinin farkı nedenleri vardır.

 

Her birey birçok sosyal ilişki ile çevrilidir: üretim, ırk, milliyet,  toplumsal cinsiyet... Tüm bunlar birlikte bütünlüklü ve farklılaşmış öznellikleri oluştururlar.

 

Toplumsal cinsiyet, cinsiyetçi iş bölümü ile başlayıp ve toplumsal cinsiyetin toplumsal inşası ile pekiştirilen bir süreçtir: Kadınsanız, yapacağınız iş bellidir, erkekseniz başka işler yapmalısınız..Kadın ve erkeğin rolleri farklılaşır.. Bir sonraki kanıksama kadınlara ayrılan işlerin kadınca, erkeklere ayrılanların erkekçe sayılmasıdır. Kadın  ve erkek işleri yapanlara karşı  gösterilen  tavırlardaki  farklılaşmayla  toplumsal inşa tamamlanmış olur..(yapılan işe saygı,ücretlendirmede farklılık, vb )

 

Cinsiyete dayalı iş bölümü, toplumsal cinsiyet farklılıklarının merkezinde durmaktadır. Konfüçyüs`un dediği gibi  `Kadınlar; çocukluklarında babalarına, evlendiklerinde kocalarına, yaşlılıklarında oğullarına `hizmet` ve `itaat etmek` zorundadır”.Ülkemizde de durum böyledir.

 

İnsanlık tarihi sınıflı  toplumlar tarihidir.Kadının ilk ezilmesi “aile”ye  kavuşmasına denk düşer.Üretim biçimleri  geliştikçe-değiştikçe kocanın ve çocuklarının haklarından başka kadının hakları da olduğu ortaya çıkar!. Bu kapitalizmin ürünü ve aynı zamanda çağdaş bir  belirlemedir..

 

Üretim biçimleri değiştikçe, sınıflar sürekli yer değiştirse de kadın açısından değişen bir şey yoktur. Kocasının içinde bulunduğu sınıfın ekonomik durumu değiştiği durumlarda bile erkek karşısındaki rolü aynı kalmaktadır

 

Ucuz emek sağlamak için kapitalizm toplumun diğer bireyleri gibi endüstriyi  kadına da açtığında ekonomik bağımsızlığına kavuşur.. Ekonomik bağımsızlığını elde etmesine ve bu onun kurtuluşunun ilk koşulu olmasına karşın kadın, yine de ezilmeye devam eder. Çünkü o, kültürel olarak oluşmuş, yasalarla sağlamlaştırılmış, geleneklerle pekiştirilmiş bir aileye sahiptir.Çok  yönlü  baskı atındadır. Cinsiyete dayalı işbölümünde güç iktidar otorite  para  erkeklere., namus ,cennet fedakarlık kadınlara düşmektedir.Kadınlar yaptıkları fedakarlığın karşılığını  bilmedikleri  bir  gelecekte  alacaklarına inanmakta,  bu eşitsizlik durumunu  kanıksamakta  ve  cinsiyetçi işbölümünü yeniden üretmektedirler  .

 

Kadının her hareketi, gelenek, görenek, din ve ahlaki değer yargıları ile ilişkilendirilerek kontrol altında tutulmaktadır. Elinin hamuruyla erkek işine karışan önce kendi hemcinsleri tarafından yadsınır. Bu ezme ezilme ilişkisinin  (gelenek, görenek ahlaki değer yargıları din) yanı sıra çalışan kadınlar önce sınıf ayrımcılığına uğramaktadırlar. Ancak toplumsal cinsiyet ayrımcılığı, kadınların kendi sınıfında hissedilir ve benzer bir şekilde baskın sınıflar tarafından uygulanır.

 

Kadının baskı altına alınışı. binlerce yıl içinde, daha çok görünmezleşerek ve kadına da içselleştirilerek günümüze değin   gelmektedir.. Bu durumu yazgı olarak gören, insan iradesiyle değiştirilemeyeceği varsayan kadınlar çoğunluktadır...

 Tüm bu zorluklara karşın ülkemizde kadınların; örgütlenme ve özgürleşme mücadelesinde önemli bir rolü vardır, Yaygın toplumsal sorgulamaya rağmen emek ilişkilerinde; üretim ve üretme süreçlerini etkileyebilecek güçte olduklarını örgütlenerek gösterdiler.

 Toplumun yarsını oluşturduğu gibi Eğitim Sen’in üye yarısı da kadındır. Eğitim Sen’li kadınlar eşitlik, özgürlük, barış mücadelesinde hep ön saflarda yer aldılar. Eğitim Sen olarak yaratılan her değerde, isimsiz kadınlar vardır. Bu mücadele, zorlu olduğu kadar risklidir de…  Toplumsal ön kabul Eğitim Sen’e üye olmanın risk getireceği yönündedir.  Bu baskıyı göğüsleyerek yollarına devam etmektedirler.

 

 Eğitim Sen’li kadınların, Türkiye’de toplumsal muhalefetin temsilcisi olmayı başaran örgütüne katkıları, temsiliyet düzeyine yansımamaktadır. Eşitsizliğin tüm organlar için  %40 kadın kotasıyla düzeltilmesi mümkündür. Sömürüyü sınırlandırma mücadelesi veren emek örgütümüzün genel kurullarında; listeyi delme başarısı yakalayan erkek üyeyi,  kadın sekreteri yaparak cezalandırma geleneğinden kurtulmamız gerekmektedir. Bu davranış biçimi örgütümüzde de kadının öteki olduğunu içselleştirdiğimiz anlamı taşımaktadır Bütün bu nedenlerle Kadın sekreterliği yönetim kurulu üyeliği olmaktan çıkarılmalıdır.

 

 %50 si edilgen olan toplumlardan doğru çözümler beklenemediği gibi  %50 si edilgen olan örgütümüzde de, kadın etkenliğine ihtiyaç vardır. bu konuda "bir ulusu ezen ulus, özgür olmaz." gerçeğine uygun olarak, "bir cinsi ezen bir cins özgür olamaz." şiarını yükseltmek durumundayız.

 

Kadınlar da kendilerine görev verilmesini beklememeli, edilgen tutumlardan sıyrılmalı, bir tarihsel zorunluluğun ( kadının özgürleşmesi) yerine getirilmesinin öncüleri gibi hareket etmelidirler.

 Eylem ve etkinliklerle  toplumun bütün kesimlerini mücadelenin bir parçası olmaya çağıran   Eğitim Sen ve Eğitim Sen’li kadınlar  8 Martın 100. Yıl dönümünde de birlik mücadele  ve dayanışma  diyorlar….                                                      Sema KOÇAK    

Üst
Sendikalbirlik.biz sitesindeki her türlü içerik;resim yazı ve belgenin site yöneticilerinin izni olmadan alınması ,kopyalanması veya yayınlanması yasaktır. Sitenin herhangi bir içeriği izinsiz kullanılamaz....